İslam Hakikat

Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım diye bilinen Levlake hadisi doğru mudur?

İslam toplumunda oldukça yaygın kullanılan ve Kudsi, yani tam haliyle söylenmemiş olsa da Allah’a dayandırılaran bu Levlake hadisi, farklı görüşleri ve tartışmaları da beraberinde getirmiştir.

Hadisin çıkış noktası

Allah şöyle buyurdu: “İzzetime ve celalime yemin olsun ki, sen olmasaydın cenneti yaratmazdım. Sen olmasaydın dünyayı da yaratmazdım”

Fîrûz ed-Deylemî Nüshası

Bahsi geçen hadis, herhangi bir şekilde sahih kaynaklarda yer almamaktadır. Muhammed Aleyhisselam‘ın sahabelerinden olan Fîrûz ed-Deylemî‘nin bir nüshasında ortaya çıkmıştır. Toplum nazarında gerek Peygamberimize övgü, gerek birtakım tebliğ faaliyetleri açısından faydalı olacağı öngörüsüyle dini bir hakikatmiş gibi yer bulmuştur. Ancak buradaki yanlışa ortak olmak ve savunmak yerine karşı çıkmak herhangi bir art niyet değil aksine yaratılışı anlamlandırmak ve dinimizi doğru anlamak için zorunludur.

Levlake hadisi ve yaratılış

Peygamberimizin var olmaması durumunda ne yerin ne de göklerin yaratılacağına dair pek çok Kudsi hadis bulunmaktadır. Bu hadisleri reddetmemek adına, din ile çelişmediğine, mantığa uygun olduğuna dair savunma yöntemleri İslam dininin anlattığı yaratılış hikayesine tamamıyla zıttır. Bu konudaki en net ispatlar da ayetler ile sabittir.

 Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım.

Zâriyât Suresi – 56. Ayet

Levlake hadisi ve Peygamberimizin konumu

İslami metinlerde “Kalu bela” olarak geçen, dünya hayatı ve insan bedenen yaratılmadan önce, ruhların var olduğu dönem olarak bilinen zaman zarfında, kimsenin Peygamberlik gibi üstün vasıflara sahip olmadığı, herkesin eşit şartlarda bir sözleşmeye tabi tutulduğu ve dünyaya fiziken meydana gelişiyle birlikte bu sözleşmenin insana unutturulduğu net bir şekilde belirtilmektedir. Her insanın kaderi, henüz doğmadan önce belirli olmasına rağmen, imtihan ve özgür irade kavramını da unutmamak gerekir. Bu şartlarda, Peygamberimize, elçilik vasfı 40 yaşında geldiğine göre, o da bu döneme kadar sıradan bir beşer olarak yaşamıştı.

Yaratılışın gerekçesi

İnsanoğlunun ve evrenin yaratılışı Hadisler, Kudsi rivayetler ve Kuran’a göre belirli açılardan bakılarak anlatılmaktadır. Evrenin yaratılışının ana maksadı şüphesiz Allah’ın bilgisi dahilindedir. Zira kaynaklardan yola çıkarak temel bir sebep belirlemek, kendi içinde çelişen fikirlere yol açacaktır. Kenz-i Mahfi (Gizli Hazine) olarak adlandırılan bir Kudsi hadiste “Bilinmeyen gizli bir hazine idim, bilinmek istedim, bilineyim diye kainatı yarattım.” [1] ifadesi geçmektedir. Dolayısıyla yaratılışa dair her rivayeti dinin yapı taşı gibi algılamak birtakım çelişkilere yol açacaktır. Zira bu konuda yapılması gereken, en güvenilir kaynak Kuran’daki ayette de bahsedildiği gibi, Allah’ın her yarattığı ilme bir cevap bulma arayışının lüzumsuz olduğunun farkına varılmasıdır.

Hani rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Biz seni eksiksiz bilirken ve durmadan övgü ile tenzih ederken orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?” dediler. Allah “Şüphe yok ki, ben sizin bilmediklerinizi bilirim” buyurdu.[2]


[1] Aclûnî, II, 132
[2] Bakara Suresi – 30 . Ayet

Alp Eren

Yaklaşık 7 yılı aşkın süredir Din, Din Felsefesi ve şüphecilere yönelik içerikler hazırlıyorum.

Yorum ekle

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 12 aboneye katılın