İslam Hakikat

Türkçe ezan neden okutulmuyor?

Türkçe ezanın dinen bir sakıncası var mıdır? Türkçe ezan neden okutulmamaktadır? Din çağrısı evrensel değil midir?

Biz seni başka değil, ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak bütün insanlara gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmek istemiyorlar.

Sebe Suresi 28. Ayet

Bu ayetten anlaşılıyor ki, Peygamberimiz vazifesini sadece Arap yarımadasında değil, bütün milletlerde göstermiştir. Habeşistan, Mısır, Bizans, İran, Şam, gibi farklı dil, ırk ve dine mensup kişilere mektuplar göndererek İslam’a davet etmiştir.

Ezanın Çıkışı

Namaz, Mekke döneminde farz kılındığı halde Peygamberimizin Medine’ye gidişine kadar namaz vakitlerini bildirmek için bir yol düşünülmemişti. Medine döneminde ise Müslümanlar başlangıçta zaman zaman bir araya toplanıp namaz vakitlerini gözetirlerdi. Bir süre namaz vakitlerinde sokaklarda “es-salâh es-salâh” (namaza namaza!) diye çağrıda bulunulduysa da bu yeterli olmuyordu. 

Namaz vaktinin geldiğini haber vermek üzere bir işarete ihtiyaç duyulduğu aşikârdı. Bunun için nâkūs [1] çalınması, boru öttürülmesi, ateş yakılması veya bayrak dikilmesi şeklinde çeşitli tekliflerde bulunulduysa da nâkūs hıristiyanların, boru yahudilerin, ateş Mecûsîler’in âdeti olduğu için Resûlullah tarafından kabul edilmedi. Ancak bu sırada ashaptan Abdullah b. Zeyd b. Sa‘lebe’ye rüyada ezan öğretilmiş, Abdullah da ertesi gün Hz. Peygamber’e gelerek durumu haber vermişti. Bunun üzerine Resulullah, Bilal Habeşi‘ye ezan cümlelerini ezanda ikişer, ikamette ise birer defa okumasını emretti. Bu arada Hz. Ömer Resulullah’a gelip aynı rüyayı kendisinin de gördüğünü, ancak Abdullah b. Zeyd’in daha erken davrandığını bildirmiştir. [2] Bilal, Neccâroğulları’ndan bir kadına ait yüksek bir evin üstüne çıkıp ilk olarak sabah ezanını okudu. [3]

Türkçe ezan

Ezanın ortaya çıkışı bize gösteriyor ki, ezan rüya yoluyla iki sahabeye öğretilmiş ve Peygamber efendimiz bunun ilahi bir yoldan geldiğini tasdik etmiştir. Ezan; Araplara özgü bir metin, gelenek değil, İslamın çıkışından sonra ilahi bir kaynakla vahyedilmiştir. On beş asırdır İslam aleminde aynı metinde ve dilde okunan ezan; dili, milleti ne olursa olsun ezan olarak anlaşılmıştır. Eğer ezanın dili değişirse, evrenselliğini yitirecektir.

Türkçe Ezan Ve ‘Tanrı’ Vurgusu

Ezanın farklı dillerde uygulanışının sadece tesirini değil anlam bütünlüğünü de nasıl bozduğu, tarihteki örnekleriyle mevcuttur. Türkçe okunan ezanda geçen “Tanrı Uludur” ifadesi, açık uçlu bir yaratıcıyı işaret etmekte, bahsi geçen anlamı tam olarak tanımlayamamaktadır.

Tanrı: Evrenin yaratıcısı, tapınılan varlık. Tek ya da birden fazla yaratıcıya verilebilen ad. (Arapça’da karşılığı Mabud)
Allah: İslam inanışına göre bütün alemleri yaratan, hiçbir şey yokken her şeyi meydana getiren ve tek olan varlık.

İslamiyetin evrenselliği ve Türkçe ezan

Tanrı, kendisine tapınılan bütün varlıklar için kullanılabilirken, Allah, Kuran’da geçen yaratıcıyı tarif eder. Ayrıca “Allahu ekber” yani “Allah, en büyüktür” ifadesi yerini “Uludur” kelimesine bırakmış, manayı sıradanlaştırmıştır.


[1] nakus: Kiliselerde asılı bir vaziyette durup belirli vakitlerde çalınan çan. Kilisenin büyük çanı.
[2] (Buhârî, “Eẕân”, 1; Müslim, “Ṣalât”, 1; Ebû Dâvûd, “Ṣalât”, 27; Tirmizî, “Ṣalât”, 25; İbn Mâce, “Eẕân”, 1; Nesâî, “Eẕân”, 1).
[3] (Ebû Dâvûd, “Ṣalât”, 3)

Yorum ekle

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 12 aboneye katılın