İslam Hakikat

Allah’ın kendisine tapınılmasını ya da ibadet edilmesini isteme nedeni nedir?

Allah’ın kendisine tapınılmasını istemesi konusu, Kuran’a yönelik yapılan eleştirilerden birisidir. Kendini öven, adının zikredilmesini isteyen, iman etmeyenlerin cezalandırılmasını emreden bir ‘Tanrı’, elbette derinliği düşünülmediği sürece akla manasız gelebilecektir. Ancak Kuran’da belirtilen yaratıcı kavramının nasıl tasvir edildiğini bilmek, tüm soru işaretlerini ortadan kaldıracaktır.

Allah’ın Kibre Karşı Uyarısı

 Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma! Ne yeri yarabilir ne de dağlarla boy ölçüşebilirsin.

İsrâ Suresi – 37 . Ayet

Günümüz evrensel hukuk sistemi ve insanlığın medeniyet derecesi, geçmişe oranla iyileşmektedir. Ancak bu durum modern insanın önemli bir detayı görmezden gelmesine sebep olmaktadır. Dinin yalnızca son yüz yılı değil, tarihin başlangıcından bu yana var olan herkesi kapsadığı gerçeğini dikkate alacak olursak, yasalar henüz oluşmadan geçen binlerce yılda kutsal bir varlığa olan tapınma içgüdüsü, toplumlar arasında iyi ya da kötü bir düzen ihtiyacı doğurmuştur.

İslam’ a göre yaratıcı, indirdiği her dinde kudretini hatırlatmıştır. Zira bu durum haddini aşma potansiyeli taşıyan insana denge getiren bir faktördür. Allah’ın en büyük olduğu gerçeği vurgulanmasaydı, belli bir güce sahip her insan kendisini Tanrı yerine koyup bozgunculuk yapmaz mıydı? Ya da bir şekilde Cengiz Han olmayı başarabilmiş bozguncuların karşısına Sultan Baybars gibileri çıkabilir miydi? Allah’ı zikretmek, onun ne faydasına ne de zararınadır. Onu hatırlamak kulun yararınadır. İradesi pamuk ipliğine bağlı olan insanı mümkün mertebe yolda tutma, dünyanın düzenini sağlama isteği pek tabi doğaldır.

Putperestlik ve Çok Tanrıcılık

İslamiyet öncesi dönemde gerek dünya çapında, gerek Arap coğrafyasında “Çok Tanrıcılık” eğilimleri yüksekti. İnançlar putlaştırılıyor, ticari kazanç sağlanarak yıpratılıyordu. Cahilliye döneminde Arapların 13’e yakın Tanrıya tapındığı bilinmektedir. Kuran, yalnızca hükümlerini benimsetmekle kalmayıp, Çok Tanrılı bir geleneğe alışmış halkın kalıplarını yıkıp, “Tek İlahlı” bir sistemi yerleştirmiştir. Bu gerçeğin benimsenmesinde, kutsal kitaptaki vurgulu ifadelerin de önemli bir katkısı olmuştur.

De ki: “Allah’ın dışında taptığınız şeylere tapmak bana yasak edildi.” De ki: “Ben sizin arzularınıza uymam; aksi halde yolumu şaşırırım, hidayete erenlerden olamam.”

En’âm Suresi – 56 . Ayet 

Dinler ve pek çok felsefi öğreti iyiliği öğütler. Ancak bu öğütler, herhangi bir inanca sahip birinin iyi olmasını garantilemez. İnsanlık, doğası gereği her görüşten iyi ya da kötüleri barındırır. Ancak yargılayıcı bir Tanrı faktörünün varlığı, kötülüğe meyilli insanlar üzerinde bile etki yaratabilir. Ünlü pek çok seri katilde Tanrıtanımazlık yahut kendini Tanrılaştırma mevcuttur. Psikopat ruhlu bir katil ya da tecavüzcü adayı, kendisini yargılayacak bir yaratıcıya inanmıyorsa, hukuktan kaçabildiği, iz bırakmadığı sürece onu bu suçlardan alıkoyacak, caydıracak bir gücün olmayışının vicdani rahatlığıyla hareket edebilecektir. Bu durumda Allah’ın varlığının kapsayıcılığı önem arz etmektedir.


Alp Eren

Yaklaşık 7 yılı aşkın süredir Din, Din Felsefesi ve şüphecilere yönelik içerikler hazırlıyorum.

Yorum ekle

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 12 aboneye katılın